Birinci Dünya Savaşının galip devletleri tarafından işgal edilen güzel ülkemizin bu cennet köşesi, tam 12 ay 5 gün düşman işgali altında kalmıştır. 15 Eylül 1919 tarihinde, İngilizler ile Fransızlar arasında yapılan Suriye Anlaşması sonucu İngiliz kuvvetleri Urfa'dan çekilmiş ve şehir, 31 Ekim 1919'da Fransız işgaline uğramıştır. Maraş, Antep ve Adana'nın işgalinde olduğu kadar, Urfa'nın da Fransızlar tarafından işgaline, Anadolu'nun her tarafından tepkiler gelmiştir.
Fransızlar, halkı yıldırmak için baskı, zulüm ve sert uygulamalara yönelmiş, bununla da yetinmeyerek uzun süreli işgal planları yapmışlardır. Fransızlar, işgal ettikleri diğer Türk şehirlerinde olduğu gibi, Urfa'da da, Ermeni azınlığına dayanarak, Urfalıların onurlarını kırıcı davranışlarda bulunmuşlardır. Fransızların işbirlikçileri olan Ermenilerin, halka karşı kışkırtıcı ve tahrik edici davranışları tepkiyle karşılanmış olup, yöre halkı, birlik ve beraberlik içerisinde, işgalci Fransızlara karşı tek vücut olmuştur.
Urfa'da, Jandarma Komutanı Ali Rıza Bey ile Belediye Başkanı Hacı Mustafa önderliğinde kurulan Urfa Müdafaai Hukuk Cemiyeti faaliyetlerine başlamıştır. Cemiyetin varlığını haber alan Fransızlar, Ali Rıza Beyi Fransız karargâhına çağırarak tutuklamış; ancak, Ali Rıza Bey, bir yolunu bulup Siverek'e kaçmıştır. Bununla beraber, Müdafaai Hukuk Cemiyeti başkanlığına getirilen Ali Saip Bey, bölge halkı ve aşiret reislerine mektup yazarak, Fransızlara karşı ayaklanma için hazırlıklara başlamıştır. Ali Saip Bey, Siverek'te, Cudi Paşa, Badıllı Sait ve Amcam İzollu Bozan Ağa gibi aşiret ileri gelenleriyle görüşüp, kuvvet toplamalarına yardımcı olmalarını istemiştir. Urfa'da başlayan genel ayaklanmaya, Suruç, Akçakale, Siverek'teki hemşerilerim de katılmış, büyük kuvvet oluşturmuşlardır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 8-9 Şubat gecesi Urfa'ya giren millî kuvvetler, Fransız kuvvetlerini kuşatmışlar ve 9 Şubat günü çarpışmalar başlamıştır. Fransız işgal güçlerine karşı, Mustafa Kemal Paşanın Urfa'nın kurtuluşu için öngördüğü savaş taktikleri başarıyla uygulanmış, yararlı sonuçlar alınmıştır.
Bağımsızlığı, kişiliğinin bir parçası olarak gören kahraman Urfa halkı, bu işgale daha fazla dayanamamış ve Mustafa Kemal Paşanın emir ve direktifleriyle kurtuluş hareketini başlatmıştır. Millî amaçlar uğruna, yerel imkânlarla savaşa başlayan yürekli ve inançlı millî kuvvetler, silah ve teçhizatı zayıf olmasına rağmen, işgalci Fransızları topraklarından atmayı başarmıştır; Şanlıurfa'nın bağımsızlığı için yürüttükleri anlamlı mücadele, ülkemizin kurtuluşunda önemli rol oynamıştır. Şanlıurfa'da başlatılan kurtuluş mücadelesinin kazanılması, diğer şehirlerde başlatılan millî hareketler için de esin kaynağı olmuştur.
Urfa halkının kararlı tutumu ve vatan aşkıyla gösterdiği güçlü direniş üzerine, Cerablus'tan bekledikleri yardımı almayan Fransızlar, 8 Nisan 1920 tarihinde, mütareke yapmak ve bazı şartlarla şehri terk etmek istediklerini bildirmişlerdir. Fransız kuvvetleri, 11 Nisan 1920 sabahı, Urfa'yı terk etmeye başlamışlardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın İzol, sözlerinizi tamamlayın.
Buyurun.
ZÜLFÜKAR İZOL (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Şanlıurfa, 11 Nisan 1920'de, yerel önderlerinin ve halkının yaptığı onurlu, anlamlı ve soylu bir mücadelenin sonunda, tarihte, kendi kendini kurtaran şehirlerden birisi olma onurunu Urfa'nın tarihine yazmıştır. 11 Nisan günü, Şanlıurfa halkı, tarihe altın sayfalarla geçti; onlar, kanlarıyla çeliği erittiler, namus ve şereflerini düşmandan kurtardılar; düşman çizmeleriyle kirletilen toprakları temizlediler; esaret işareti olan, Şanlıurfa Kalesinde ve Tılfındır Tepesinde dalgalanan düşman bayrağının yerine, şanlı Türk Bayrağını dikme şerefine nail oldular. (Alkışlar) O gün, karanlıkta kalan Şanlıurfa'yı aydınlattılar; o gün, esaret zincirini kırdılar, ebedî olarak özgürlüklerine kavuştular; o gün, bizim gücümüzü dünyaya tanıttılar; o gün, Müslümanların, silahsız da kalsa, askersiz de olsa, kadın, çocuk ve ihtiyarlarıyla düşmanı yok edeceklerini, vatanlarını kurtaracaklarını tüm dünyaya ispat ettiler.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Şanlıurfalılar, 83 yıl önce kazanılan zaferin yaratıcıları ve mirasçıları olarak, kuşkusuz, haklı bir gurura sahiptirler. Urfa topraklarını terbiyesizce ve haksızca çiğneyen düşmana, hak ettikleri cezayı ve cevabı geciktirmeden vermişlerdir. Bu kutsal mücadelenin sonucu olarak "Şanlı" unvanını almaya hak kazanmış ve bu zaferin anısını yaşatmak için "Urfa" ismi, Yüce Meclisimiz tarafından "Şanlıurfa" olarak değiştirilmiştir.
Urfa'nın kurtuluşu, ülke içinde sevinçle karşılanırken, Fransa'da geniş yankılar uyandırmıştır. Fransız basınında yer alan manşetlerde bu işgalin haksız ve yersizliğine dikkat çekerek, şu başlıkları atmışlardı: "Urfa'da ne arıyorduk", "Fransız askerlerinin işi neydi", "Bizde halk, askerlerimize verilen angaryalardan habersizdir", "Fransa, başkası hesabına ve çıkarına jandarma rolü oynamamalı", "Halkımız çıkarına olmayan bir politika için verecek tek adamımız yoktur", "Fransa'nın çıkarı ve gelenekleri, Türk Halkıyla savaşı değil, barışı gerektirir."
Bu gazete manşetleri, işgallerin haksızlığını ve masum insanların kanlarının dökülmesini göstermesi açısından da son derece önemlidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yurdumuzun her karış toprağını şehit kanlarıyla yoğurarak bizlere emanet eden atalarımıza karşı minnet borcumuz sonsuzdur.
Şanlıurfamızın kurtuluş bayramını candan kutlar, yurdumuzun her türlü savaş, afet ve belalardan korunmasını temenni ediyor, bu vesileyle, bütün şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyor ve Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Sayın İzol, teşekkür ediyorum.